Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avrupa Birliği’nin destekleriyle Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nin koordinasyonunda başlatılan “Afet Risk Yönetiminde Sivil Toplum Örgütlerinin (STÖ) Kapasitesinin Desteklenmesi Programı” tanıtım toplantısına katıldı. Konuşmasında, afet anlarındaki birlikteliğin ve siyasetin geri planda kalmasının önemine vurgu yapan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Afet anında oluşturulan kriz masalarında, işi bilen uzmanların yer alması gerektiğini her fırsatta dile getirdim. Böyle anlarda, ‘Ben en önde oturayım’ çabası içinde olunmamalıdır. Ne bir bakanın, ne bir belediye başkanının ne de başka bir siyasetçinin afet yönetiminde başrolde olması doğru değildir. Oradaki patron, işi bilen uzmanlar olmalıdır. Afet anları, siyasi menfaat elde etme ortamları değil, toplumların en fazla yardıma ihtiyaç duyduğu zamanlardır. Bu yüzden siyaset ve siyasi kimlikler geri çekilmeli, iş uzmanlara bırakılmalıdır. Dünyada da uygulamalar bu şekildedir.”
İstanbul’un 12 farklı afet türüne maruz kalma potansiyeline sahip bir şehir olduğunu vurgulayan İmamoğlu, bu risklere karşı yürütülen çalışmaları şu şekilde sıraladı:
Deprem Seferberlik Planı kapsamında 35 bin bina hızlı taramadan geçirildi, riskli yapılar tahliye edilerek yıkıldı. Böylece 25 bin vatandaşın deprem riski ortadan kaldırıldı.
Riskli binalarda yaşayanlara taşınma ve kira desteği sağlandı.
İstanbul Güçleniyor Projesi ile 1.200’den fazla okul ve hastane binası depreme dayanıklı hale getirildi.
500’den fazla acil toplanma alanı oluşturuldu.
300 binden fazla kişiye afet farkındalık eğitimi verildi.
Taşkınlara karşı 54,5 km dere ıslahı yapıldı, 130 kronikleşmiş taşkın sorunu çözüldü.
Afet sonrası psikososyal destek ekipleri kuruldu, mobil sağlık üniteleri oluşturuldu.
“İSTANBUL’DA ETKİLİ BİR AFET İLETİŞİM AĞI KURMALIYIZ”
İstanbul gibi büyük bir metropolde afet yönetiminin etkin bir iletişim ağı gerektirdiğini belirten İmamoğlu, “AFAD’ın önderliğinde İstanbul Valiliği, İBB ve ilgili kurumlarla güçlü bir koordinasyon oluşturmalıyız. İstanbul’un afet yönetimi sadece kriz anına odaklanmamalı, toplum bilinçlendirilerek 20 milyon insanın aktif katılımı sağlanmalıdır.” diye konuştu.
“AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE ARASINDAKİ İŞBİRLİĞİ GELİŞTİRİLMELİ”
Son olarak, Afet Risk Yönetiminde Sivil Toplumun Kapasitesinin Desteklenmesi Programı’nın Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki işbirliğini güçlendireceğini belirten İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Bu tür projeler, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki bağları güçlendiren önemli adımlardır. Ancak biz, ilişkilerin sadece afet yönetimiyle sınırlı kalmasını istemiyoruz. Dış politikadan ekonomiye, eğitimden çevreye kadar her alanda işbirliği içinde olmamız gerekiyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne sağlayacağı katkının büyük olduğuna inanıyorum. Demokrasi ve özgürlükler temelinde Avrupa ile ortak bir gelecek inşa etmeliyiz.”